Bugun...



Öner Bayık: Güvenli Okul Güvenlikçi Okul Değildir - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Eğitim-İş Kırşehir Şube Başkanı Öner Bayık, okullarda güvenliği artırmak amacıyla 81 ilde 30 bin güvenlik görevlisi istihdam edileceğine yönelik basına yansıyan düzenlemeleri değerlendirdi. Bayık, okul güvenliğinin yalnızca kapı kontrolü, kamera, dedektör veya geçici personelle sağlanamayacağını belirterek, şiddeti besleyen sosyal, ekonomik ve pedagojik koşulları ortadan kaldıracak bütüncül bir eğitim politikasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 07-08-2026 21:00

Öner Bayık: Güvenli Okul Güvenlikçi Okul Değildir - GÜNDEM - İnternetin Ajansı


“OKUL GÜVENLİĞİ KAPIDA BAŞLAR AMA KAPIDA BİTMEZ”

Son dönemde okullarda yaşanan ağır şiddet olaylarının öğrenci ve eğitim emekçilerinin güvenliğinin ertelenemez bir kamusal sorumluluk olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Öner Bayık, güvenlik tartışmasının yalnızca fiziksel önlemler üzerinden yürütülmesini yetersiz bulduklarını ifade etti.

“Okulların girişlerinin kontrol altında tutulması, dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı gerekli tedbirlerin alınması elbette önemlidir. Ancak okulun kapısını korumak başka, öğrenciyi potansiyel suçlu gibi görmek başkadır. Güvenlik politikası yalnızca kapıda değil; sınıfta, koridorda, bahçede, rehberlik servisinde ve okul çevresinde devam etmelidir.” ifadelerini kullandı.

“RİSKLİ OKUL KAVRAMININ NEDENİ SORGULANMALI”

Türkiye’de 60 binin üzerinde devlet okulu bulunduğunu, bunların önemli bir bölümünün çeşitli ölçütlerle riskli olarak değerlendirildiğini belirten Bayık, asıl tartışılması gereken konunun neden bütün okulların nitelikli ve güvenli hale getirilemediği olduğunu söyledi.

Bayık, “Eğer on binlerce okul riskli olarak değerlendiriliyorsa yalnızca bu okulların kapısına güvenlik görevlisi koymayı değil, onları riskli hale getiren şartları da konuşmak zorundayız. Kalabalık sınıfları, ikili eğitimi, öğretmen açığını, yetersiz rehberlik hizmetlerini, yoksulluğu, eşitsizliği ve çocukların okuldan kopuşunu görmezden gelemeyiz.” şeklinde konuştu.

“GEÇİCİ PERSONEL KALICI ÇÖZÜM OLAMAZ”

Yaklaşık 30 bin riskli okula 30 bin personel görevlendirilmesi halinde okul başına ortalama bir güvenlik görevlisi düşeceğine dikkat çeken Bayık, diğer devlet okullarının güvenlik ihtiyacının da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Okul güvenliğinin dönemsel ve geçici istihdam modeliyle yürütülemeyeceğini savunan Bayık, okul ortamında görev yapacak personelin öğrenciyi, öğretmeni, veliyi ve çevreyi tanıyan, çocuklarla iletişim konusunda eğitim almış ve görev sınırları açık kişilerden oluşması gerektiğini kaydetti.

“Okul güvenliği süreklilik gerektirir. Çocukların eğitim gördüğü bir kurumda görev yapan personelin güvenceli, eğitimli ve okulun sürekli yapısının bir parçası olması gerekir.” dedi.

“AKRAN ZORBALIĞI DEDEKTÖRLE ÖNLENEMEZ”

Metal dedektör, kamera ve benzeri fiziksel güvenlik tedbirlerinin belirli durumlarda gerekli olabileceğini ancak tek başına güvenli okul ortamı oluşturamayacağını belirten Bayık, okul içindeki şiddetin çok boyutlu nedenleri bulunduğunu vurguladı.

“Akran zorbalığını dedektörle önleyemezsiniz. Siber şiddeti kapı kontrolüyle çözemezsiniz. Dışlanan, yalnızlaşan, okuluna aidiyetini ve geleceğe ilişkin umudunu kaybeden bir çocuğa yalnızca daha fazla denetim uygulamak yeterli değildir. O çocuğa pedagojik, psikolojik ve sosyal destek sunmak gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.

Bayık, Eğitim-İş’in eğitimde şiddete ilişkin çalışmalarında da öğrencilerin kendilerini güvende, değerli ve desteklenmiş hissetmelerinin önemine işaret edildiğini belirterek, umutsuzluk ve okuldan kopuşun şiddeti besleyen koşullarla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

“HER OKULDA GÜÇLÜ REHBERLİK VE PSİKOSOSYAL DESTEK OLMALI”

Güvenli okul politikası için yalnızca güvenlik personelinin değil, rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin de güçlendirilmesi gerektiğini belirten Bayık, her okulda yeterli sayıda rehber öğretmenin bulunması ve 250 öğrenciye bir PDR uzmanı standardına ulaşılması gerektiğini ifade etti.

İhtiyaç duyulan okullarda psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesini isteyen Bayık; çocukların ücretsiz sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine erişiminin artırılması, her okul için öğrenci, öğretmen ve ailelerin katılımıyla şiddeti önleme planlarının hazırlanması gerektiğini kaydetti.

“Öğretmenin mesleki güvencesi ve itibarı güçlendirilmeli, okul çevreleri ve okul yolları güvenli hale getirilmeli, öğrencilerin sağlıklı beslenme ve temiz içme suyuna erişimi sağlanmalıdır. Kalabalık sınıflar azaltılmalı ve ikili eğitim sona erdirilmelidir.” ifadelerini kullandı.

“BÜTÜN ÇOCUKLAR GÜVENLİ EĞİTİM HAKKINA SAHİPTİR”

Okullar arasında “nitelikli-niteliksiz” veya “riskli-risksiz” ayrımlarının kalıcı hale gelmemesi gerektiğini vurgulayan Öner Bayık, devletin temel görevinin bütün çocuklara eşit, nitelikli ve güvenli eğitim ortamı sağlamak olduğunu belirtti.

“Bir eğitim sisteminin başarısı birkaç bin nitelikli okul oluşturmak değildir. Esas başarı bütün okulları nitelikli hale getirebilmektir. Aynı şekilde güvenlik politikasının amacı da yalnızca bazı okulları risksiz tutmak değil, bütün çocuklarımız için güvenli bir eğitim ortamı yaratmaktır.” şeklinde konuştu.

Bayık, kalıcı çözümün okullara yalnızca yeni güvenlik tedbirleri eklemekten değil, okulları riskli hale getiren koşulları ortadan kaldıracak kamusal, bilimsel ve pedagojik bir eğitim politikasından geçtiğini vurgulayarak, “Güvenli okul, güvenlikçi okul değildir. Çocuğun şüpheli görüldüğü değil korunduğu, yalnız bırakıldığı değil desteklendiği, öğrenci ve öğretmenin kendisini güvende ve ait hissettiği okuldur.” ifadelerini kullandı.




Kaynak: 22haber.com.tr




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Edirne Belediyesi'nin Çalışmalarını Beğeniyor-musunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI